Haber

Akşener: “Başörtüsü diye bir kavram var, özellikle Sayın Erdoğan’ın çok yakından bilmesi gereken bir kavram. Tesettür duygusu gitti”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Başörtüsü diye bir kavram var, Sayın Erdoğan’ın çok yakından bilmesi gereken bir kavram. Tesettür duygusu gitti. Partinin Genel Başkanı sizsiniz. “Abi? En azından bunun hakkında düşün. Balık baştan kokuyor” dedi. Akşener, seçimlerin ertelenmesine ilişkin tartışmalarla ilgili olarak; “18 Haziran’da mutlaka seçim olacak, olmalı, tereddüde dönüşmesi bile doğru değil. Şimdi aldığımız bilgi, Sayın Erdoğan’ın bu seçimi 14 Mayıs’ta yapacağı yönünde. 6 Nisan’dan önce seçim kararı alınırsa oyumuzu veririz dedik. 14 Mayıs’ta kaldıracağız deseler kaldırılır ama Sayın Erdoğan bu kararı almak zorunda” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener bugün FOX TV’de İlker Karagöz’ün sunduğu Çalar Saat programına katıldı. Depremin ardından bölgede yaptığı incelemeleri detaylı olarak anlatan Akşener, şunları kaydetti:

“FELAKET KADERDEN AMA FELAKET BEŞTEPE’DEN”

“Felaket kaderdir ama, afeti felakete çevirmek ihmal, hata, eksiklik, beceriksizlik, beceriksizliktir. Bu coğrafyanın bir deprem felaketi ile karşı karşıya olduğunu bütün bilim adamları söylemiştir. 1999 yılında biz de deprem yaşadık. Bu depremin yıkıntıları hakkında bir şeyler.Eksiklerimizi,yanlışlarımızı,nerede boşluklar bıraktığımızı anladık.Birey olarak onları anladık,politikacılar olarak anladık.Bugün bizi yöneten arkadaşlar 2002’de iktidara geldiler. ve sonucun prestijiyle 21 yıldır iş başındalar.2017’den sonra bile dedikleri gibi ‘demokrasi denen bu hastalık’tan kurtulmak için parti başkanlığı denen her şeyin bağlı olduğu bir sistem. tek kişinin kararı çıktı.Tek kişinin kararına bağlı olduğu için çok hızlı ilerlemesi gereken sistemin korkunç bir bürokratik kararsızlık yarattığını gördük.İnsan karar alamıyor. Hızlı alınması gereken, tek adam sisteminin getirdiği kararların alınamadığı, kimsenin kimseyi bilmediği, hiçbir bürokratın yukarıdan talimat olmadıkça hareket etmediği emperyalizm. Deprem olması mukadderdir ama bir afetin afete dönüşmesi mukadder değildir. Bu beceriksizliktir. Felaket kaderden ama bela Beştepe’den. Maalesef bunu yaşadık. Umarım bundan bir ders çıkarılabilir. (Milletin sözleri devleti enkazdan çıkarıyor) Devlet derken kadim devletimizi kastetmiyorum. Ben devletim, devlet bana eşittir diyen bir iktidar anlayışı var. O iktidar anlayışıyla yönetilen devlet enkaz altında kaldı. Halk bir araya geldi ve ben kim olursan ol, sen kim olursan ol el ele tutuşarak büyük bir dayanışma gösterdi. Sevgili millet, 15 Temmuz’da da benzer bir şey yaptı. Devleti köprüden ve sokaktan topladı. Bu büyüklükteki aziz milletin ikinci tavrı. Bu milletin bir mensubu olarak son derece gururluyum.

“ÖZELLİKLE SURİYE İLE İLİŞKİLERİN DÜZELTİLMESİ DURUMUNDA TÜRKİYE DE İLTİCA ÖLÜMÜNDEN KURTULACAKTIR”

Felaket büyük olunca ve yönetilemez olunca felaket büyüdü. İnsanlar yardım etmek için dünyanın her köşesinden geldi. O ülkeleri yönetenlerin milletimize karşı bir tavrı var. Teşekkür ederiz ama bugün hükümet öngörü gösterip bunu Türkiye’nin etrafında oluşturduğu düşmanca çerçeveyi bugün oluşan atmosferden çıkarıp diplomatik bir saldırı başlatmak için bir fırsat olarak kullanabilir mi bilmiyorum. Bunu yapabilirse, iyi olacak. Bu coğrafyayı bir ekonomik coğrafya haline getirebilirsek; gereksiz çatışmalar ortadan kalkar. Özellikle Suriye’deki çıkarlar düzeltilirse Türkiye de bir mülteci çukuru olmaktan kurtulacaktır.

“OKTAY SAYIN BAĞIMSIZ ADAY OLSA DA KAZANABİLİR Mİ BAKALIM”

(Depremin olduğu ilk gün yapılan açıklamalar) Oktay Bey başta olmak üzere bazı bakanlar insan olarak atanıyor. Parlamentoda da benzer şeyler oluyor. Türkiye’de atanmışların seçilmişleri aşağılaması, aşağıda görmesi, buruk bir suratla bakması çok hoş değil, çok kaba, son derece kaba bir davranış. Bu çok yanlış. Bazı şeyleri de ortadan kaldırır. Oktay Bey bağımsız aday olsun bakalım kazanabilecek mi? Milletvekili seçme prosedürü çok değerlidir. Bu ucube sistem aslında bunu ortadan kaldırdı. Yine de halk sandıkta oy kullandı. Bire bir insanoğlu, onları atayan eli seçti. Bu millete saygısızlıktır. Seçilmiş kişi yerine onu seçenler için harika bir aşağılama.

“ERDOĞAN’IN YERİNDE OLSAYDIM GENEL CUMHURBAŞKANINI DAVET EDERİM”

Ben Sayın Erdoğan’ın yerinde olsam bütün siyasi partilerin genel başkanlarını arar veya arattırır, davet eder, sabah 8’i geçmemek kaydıyla ‘ne yapalım arkadaşlar’ derdik. Aynen böyle Kocaeli’de yapılanların tamamını biz üstlenirdik.

Biz siyaseti şöyle tarif ediyoruz: Seçimde ‘arkadaş ben seni iktidara getiriyorum, sen bize hizmet edeceksin’ diyorsunuz. Bizim konumumuzdaki siyasi partilere ‘sizi avukatım olarak görevlendirdim’ diyorsunuz. Bizim görevimiz milletin avukatı olmaktır. Şimdiye kadar bu talimatı takip ettim. Seçmen benim velinimetimdir. Şimdi bir de kaçak iş var. Türkiye’de seçmenler son 20 yıldır hayırsever olmaktan çıktı. Scuba ve buculi konusunda bölünmüştük. Bölmeye çalıştım. Bu iktidar nezdinde yapılan saçmalıkların da etkisiyle o saçmalığın istismar edileceği alanlar oluştu. Onları içeren bir sistemdi.

“BU DEPREMİN SONUCUNU PAYLAŞIYORUM; ÇOK İYİ ÇALIŞMALIYIZ VE SİZİN HELAL OYLARINIZLA BU DOLANDIRICILIK SİSTEMİNİ DEĞİŞTİRMELİYİZ”

Bana anlatılanları aktarıyorum; Sayın Erdoğan’ın bir haftada imzalayacağı imza sayısı 36 bin. Bu mümkün değil. yenemezsin kardeşim Sahadan gelen bilgileri ilgili kişilere ilettik. 16 arkadaşımız sahaya çıktı. Ardından il-ilçe teşkilatlarımızdan ve üyelerimizden bilgi almaya başladı. Bu bilgiyi alıp ‘vay be çözemedin’ demek yerine, yarın toplayıp kullanmak yerine; bunların giderilmesi için ilgili bakanlıklar dahil olmak üzere Hasan Doğan başta olmak üzere Sağlık Bakanlığına ilettik. Örneğin tüp sorunu sahadan aldığımız bilgidir. O molozun altında donarak ölmek diye bildiğim şeyi aktardık. Hatta bu kısmı Sayın Erdoğan’a bizzat ben ilettim. ‘Hemen talimat vereceğim’ dedi ve verdi. Ama yayında sorun çıktı.

Yardımın amacına ulaşmadığını anladık. Bunun üzerine AFAD müdürü arandı. AFAD müdürü validen, genel merkezden vali hiçbir şey yapmadan izin veremedi! Bunlar için her defasında saraydan bir kişi aranırdı. Nerede Fuat Oktay’dan bahsediyor! Personel sayısı yetersiz olduğu için kendileri dağıtamadılar. AFAD’ın bilgisi dahilinde bir kez daha arama kurtarma için gönüllülere çağrıda bulunduk. Telefonlarımız var, listeler yaptık. AFAD bize arama kurtarma deneyimi yaşamamızı söyledi. Onlara tek tek baktık. İki uçağı kendi imkanlarımızla kaldırdık. Bir uçağı kaldırdılar. AFAD’ın bilgisi dahilinde 3 uçak dolusu insan gönderdik. Ancak bunların her birinde Hasan Doğan’ın aranması gerekiyordu. Bu olmayacak. Ben sistemden bahsediyorum. Böyle bir şey olmaz. karar veremiyorum Bu depremden çıkardığım sonucu paylaşayım; behemehal çok iyi çalışıp bu ucube sistemi sizin helal oylarınızla değiştirmeliyiz

“BU DEPREM SİYASETİN HER ŞEYİNİ SIFIRLADI, HER ŞEY YENİDEN BAŞLIYOR”

Allah’ın kulu istifa etmedi, ‘Ayıp yok, bari yapayım’ diye bir şey yok. Böyle bir dönemde buradan siyasi çıkarlar elde edilmeye çalışılır. (AKP Sözcüsü Ömer Çelik’in açıklamalarına ilişkin) Daha önce de söylediğim gibi Sayın Erdoğan’ın yerinde olsam hemen başkanları toplarım dedim ama bir şey daha var onun yerinde ben olsam belediye CHP’li başkanlar, AK Parti’li belediye başkanları, MHP’li belediye başkanları. Cumhur İttifakı’nın liderlerini, deyim yerindeyse Cumhur İttifakı’nın belediye başkanlarını bir araya getiririm ve mesela AK Parti’nin veya MHP’nin belediye başkanını bile bile o şehre atansın diye işe alırdım. Sosyal bir yan yana getirirdim, iki; Kaynakların israf edilmeden birlikte verimli kullanılmasını sağlardım, üçüncüsü de bu düşmanlık duygusunu ortadan kaldırmak için bir ve beraber olduğumuzu hem dünyaya hem de vatandaşlarımıza gösterirdik. Ayrıca o Başkanın aslında herkesin Başkanı olduğunu ilan eder, yeni bir dönüm noktası başlatırdım. Bu şok siyasette her şeyi sıfırladı, her şey yeniden başlıyor. Bak ve sonuçları göreceksin. Böyle bir şey olur mu, Cumhur İttifakı aşağı, Cumhur İttifakı yukarı.

“Başörtüsü diye bir kavram var, özellikle Sayın ERDOĞAN’IN ÇOK YAKIN BİLMESİ GEREKEN bir kavram. HİCAP DUYGULARI GİDİYOR”

(Erdoğan’ın ‘Ahlaksız, namussuz, kaba’, Bahçeli’nin ‘depremden çıkar isteyenler ahlaksızlığın alameti farikasıdır’ sözleri üzerine) Başörtüsü diye bir kavram var, Sayın Erdoğan’ın çok yakından bilmesi gereken bir kavram. Tesettür duyguları gitti. Sen parti başkanısın. ‘Ahlaksız, şerefsiz’ derken gözünüzün içine bakan, nefesinizin altında duran o kadro ne yapıyor orada kardeşim? En azından bunun hakkında düşün. Balık her yerde kokuyor.

“İMAR DEĞİŞİKLİĞİ İLE 25 MİLYAR LİRA ALDILAR. BARI İSTANBUL BİNALARININ GÜÇLENDİRİLMESİ İÇİN HARCASANA”

Binalara imar affı getirdiniz, onlar da ‘ben sorumlu değilim’ diye kanun çıkardılar. İmar affıyla 25 milyar lira aldılar. Hiç değilse İstanbul’un yapılarını güçlendirmeye harcayın. Yollar bozuldu. Böyle bir beceriksizlik yok. Kaosa ne denir? 45 bin kişinin ölümü mü? öyle değil mi Bu milletin aklı ve şuuru asla kaosa izin vermeyecektir. Yıllardır bu ülkede etnik aidiyetler üzerinden asla kitlesel bir çatışma olmayacağını savundum. Tarih bilinci ve bu coğrafyada yaşananlar birer masal gibi anlatılıyor.

Bir enkazın başında, bir konutun başında hiç kimseyi karalamadım, kendimizi övmedim, dinledim. Beni Ebrar Sitesine götürdüler. Sadece onları dinliyorum. Genç bir bayan ‘buraya gelme’ diye bağırmaya başladı. ‘Kızım ne istersen yaparım’ dedim. Ne çıktı biliyor musun? Açıkta cenazesi var, onu görmeyin diyor. Bir başka beyefendi ‘burada siyaset yapmayın’ dedi. Bir daha ağzımı açmadım. Sonra getirdik dediler bir daha ağzını açmadı.

“PARMAKLARINI TUTMAK BİR İHTİYAÇ OLDU”

(Şimdilik her türlü çirkinliği yapanları, kan bozukluğunu, işgalciyi, işbirlikçi sefil sözlerini, RTÜK’ün cezalarını, Ekşisözlük yasağını hatırlatmayı not ediyoruz) Tek yürek, tek bilek, tek vücut olduk. Ben bu sözleri birinci dereceden aptallık olarak görüyorum. Politik olarak gerçek bir aptal olarak görüyorum. Neyden korkuyorsun? Türbenin kenarından yeni döndüğünüz, keşke ölseydim diyeceğiniz ortamda bir uygunluk dalgası oluyor ki herkes güzelleşmeye hazır ve bunun yerine parmak sallayın, ne oluyor, kime faydası oluyor? Mantıken baktığınızda olmaması gereken bir şey. Parmak sallama önlem oldu. Bu bir öğrenme yapısıdır. Empatisi sıfır, sadece seçim yapmaya odaklı bir yapı. Şimdi FOX’u kapattınız, Ekşi Sözlük’ü kapattınız, Ahbap’la cimrisiniz, Babala TV’yle gıcık oldunuz, Tele 1’i kapattınız, Halk TV’yi de kapattınız. Ne aldın? Elimizde telefonlar var. Medyayı haber ve bilgi verme konumundan çıkarıp propaganda aracına çevirirseniz insanlar kaçar. Olaya insani açıdan baktığınızda korkunç. Artık yorulduk.

“SÜREKLİ BİR TERÖRİST… BU BİR DEPREM MAĞDURU DEMEKTİR”

Aralık 1993’ten beri siyasetin içindeyim. 37 yaşındaydım. Cinsiyetim üzerinde herhangi bir küfür, iftira veya hakaret kalmamıştır. Benim siyasetim her zaman mücadele üzerine oldu. Bu arkadaşların Türkçesi yetmez. Ana dilinizde yeterince kelime bilmiyorsanız, yemin etmeniz gerekir. Yeterli bilgiye sahip değiller. Hayatlarında 100 sayfa tarih, ideoloji, mantık, temas okumamışlar. Rahmetli Erbakan Hoca ile rahmetli Demirel ve rahmetli Ecevit’in o dönemdeki telaffuzlarını izledik. Sözler kurşun gibidir ama içinde hakaret yoktur. Hep terörist… Depremzede böyle mi denir?

“SAYIN ERDOĞAN’IN BU SEÇİMİ 14 MAYIS’TA YAPACAĞINA İLİŞKİN BİR BİLGİ ALDIK”

(Seçimin ertelenmesi tartışmalarına dair) 18 Haziran’da bu seçim mutlaka olacak dedim, olmalı, tereddüde dönüşmesi bile doğru değil. Şimdi aldığımız bilgi, Sayın Erdoğan’ın bu seçimi 14 Mayıs’ta yapacağı yönünde. 6 Nisan’dan önce seçim kararı alınırsa oyumuzu veririz dedik. 14 Mayıs’ta yükselteceğiz deseler yükseltilir ama Sayın Erdoğan bu kararı almak zorunda. Sayın Erdoğan muhtemelen bu işin yeterince iyi olmadığını anlamıştır. Uzatırsa daha da büyük bir beceriksizlikle karşı karşıya kalacağını anlamış olmalı. Önemli miktarda para toplandı. Sanki bazı şeyleri daha hızlı yapacaklarmış gibi bir dili geliştirmek daha kolay. 14 Mayıs’a kadar temellerini atabilirsiniz. Bu beceriksizliğin her dönemde kendini gösterecek gibi görüyorum.

“O MASADA HİÇBİR ADAY KONUŞMADIK. GEÇ KALMADIK”

Rezidansımızda toplanmıştık ve benim isteğim üzerine cumhurbaşkanı adayının nasıl belirleneceği konusunda bir çalışma yapılması gündem maddeleri arasındaydı. Bunu, yol ve yöntemin nasıl olması gerektiğini konuştuk. Sonra Karamollaoğlu Bey hepimizi ziyaret edince birbirimizden haberdar olduk. Prosedürler konuşuldu. 13’üncü sıraya oturduğumuzda ne yapacağımızı az çok netleştirecek ve kamuoyu ile paylaşacaktık. Aday isminin aşağıdaki gibi olacağına henüz karar vermedik. Mart ayındaki toplantımızda bunun nasıl ve ne şekilde uygulanacağını düşünüyorum. Adını ne zaman öğrenirsin bilmiyorum. O masada rastgele bir aday isminden bahsetmedik. geç değil İnsanlarda kaygı var. Bu canavarca sistemden kurtulamama korkusu var, yani haklılar. Ortaya çok güzel şeyler çıktı. Bu isim üzerinde anlaşmaya varıldığı andan itibaren çok hızlı bir yol alınır.

“CUMHURBAŞKANI ADAYINI SAYIN KILIÇDAROĞLU ŞAHSINDAN O MASADAN BAŞLAYACAK”

Pazartesi günü milletvekili arkadaşlarımızla bir toplantıya geleceğiz. GİK çarşamba toplanacak, perşembe, cuma, cumartesi masa var hem belediye başkanlarımızla hem de il başkanlarımızla… Şeffaflık içinde siyaset yapıyoruz. Bir buçuk yıl önce aday olmayacağımı açıklamıştım. Amaç adı değil sistemi tartışmaktı, bunu başaramadık. Ben öz eleştiri yapıyorum. Adını çıkaramadık. Bu bir feragatnameydi. Bunun amacı şuydu: “Kendi çıkarları vardır” cümlesi kurulmamak şartıyla o masada gencin, yaşlının, kadının erkeğinin sesini tutacağımı ispatlamaktı. Üçüncü konu ise tek adayla gidebilmemizi sağlamaktı. Şimdi bir masa kuruldu Sayın Kılıçdaroğlu’nun deyimiyle o masadan çıkacak cumhurbaşkanı adayı. Kişisel bir talep olmaksızın halkın sesini iletmek için burada bir feragat ettim. Sistemi tartışmakta başarılı olamadık.

“EN ÇOK AK PARTİ’YE OY VEREN KARDEŞLERİMİZ BU SEÇİMDE MİLLİ İTTİFAKI’NA OY VERMELİDİR”

Bu seçimi kaybedersek bir sonraki seçimde tekrar parlamenter sistemden söz edemeyiz. Tayyip Erdoğan yine aday olmadığı gibi partisinde de adam bırakmadı. Ne de olsa burası 5 yıl sonra görevi devralacak ama parlamenter sistem konuşarak alamaz. Bu taraf sadece bir adam seçecek. Bu taraftaki tek adam muhtemelen seçilecek. En çok AK Parti’ye oy veren kardeşlerimiz bu seçimde Millet İttifakı’na oy versinler. İki şeyden bıktım; Her şeyden önce bu atananların seçilmişe, millete hakaret etmesinden, kadına hakaret etmesinden, Sayın Erdoğan’a hakaret etmesinden bıktım usandım. Bir obur, bu rövanş işinden bıktım usandım. Nefes almalıyız. Depremle ilgili Millet İttifakı’nda komisyon kurduk. Bunlar hakkında konuşmayı çok isterim. Bir de göçmen sorunu var. Bunların önüne geçmek için insani sanayi bölgeleri diye bir önerimiz var.

“BAŞBAKANLIĞIN KARŞILIĞINDA CUMHURBAŞKANI YARDIMCISINDAN KONUŞMADIM, BÖYLE BİR İSTEĞİM YOK”

Başbakanın derdi şu: Bunun vurgusu parlamenter sisteme geçilecek. Başbakanlık karşılığında genel başkan yardımcısı olmak için ne Sayın Kılıçdaroğlu’yla ne de masanın diğer bileşenleriyle konuşmadım. Benim böyle bir talebim yok. Bu işte pazarlık yoktur. Birinci taraf olmak için bir hedef belirledim. Partinin amacı bu. Bu başbakanlığın amacı benim parlamenter sisteme geçeceğimize olan inancımdır. Bunu milletimize anlatmak istiyorum.

Kazanan adayla gideceğiz ve birinci çeşitte kazanacağız. Millet İttifakı adayının kazanmayacağı, kazanacağı, kazanacağı bir adayla kazanacağı ihtimalinden bahsetmek benim için söz konusu değil.

(Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı sorusu üzerine) Tanıdığım Sayın Kılıçdaroğlu adayın ortak olarak belirleneceğini kendisi beyan etti. Sayın Bülent Kuşoğlu’nun Hande Fırat’a verdiği bir ifade var; Bu masanın Sayın Kılıçdaroğlu’nun adaylığı için kurulduğunu, adaylığını almaması durumunda masanın bozulacağını gösteren bir açıklama ve hiçbir şey görmedi. Bu kabul edilmiş bir durumsa o zaman altılı masanın liderleri olarak masada otururken bilgimizi, gücümüzü ve enerjimizi birleştirip 13. Cumhurbaşkanını seçeceğiz diyorum. Onun için o zaman rol için bir masa kurulacak, yani noterlik görevi gören bir masa ve bildiğim kadarıyla bu masa noterlik görevi görmeyecek. Bize söylenen bu değildi. Buradaki çelişki kısmı bizimle ilgili değil. Arkadaşlarımız düşüncelerini söylemekte özgürdür, ancak bazen çarpıtılabilirler. Cihan Paçacı ağabeyim dediğim biri. Cihan Bey yanlış anlaşılabilecek bir açıklama yaptı. Bunu bilmiyordum bile. Hatta yakın oldukları için Kılıçdaroğlu Bey’e karşılama görevini Cihan Paçacı Bey ve Koray Aydın Bey’e verdim. Cihan abi istifa etti. Kemal Bey telefon etti istifasını istemediğini doğru dedi, istemedi Cihan abi kendisi istifa etti. Ortaya yanlış anlaşılabilecek bir sonuç çıkınca böyle oldu. Cihan abi böyle bir şey yapmasaydı CHP ne yapardı? Bir şey anlatmaya çalışıyorum Kuşoğlu Bey’in sözleri kalıyor.

“SÜREKLİ İYİ PARTİ İÇİN BİRİ VAR”

Her zaman sadece bir UYGUN Taraf vardır. İYİ Parti’ye parmaklar sallanıyor. Bu yanlış kısım. Kılıçdaroğlu Bey’i de aradım, Ekrem Bey’le ilgili… 5 kişi aradım, oraya çağırdım, gidiyorum dedim. Kemal Bey’e ulaşamadım. Sonra adam otobüse kendisi bindi. İş bitti, gideceğim, evime döneceğim. Ekrem Bey bana dedi ki; ‘Kalır mısın’ tamam, sonra ‘Konuşma yapabilir misin?’ konusu ise Ekrem İmamoğlu idi. Bir genel başkan bir belediye başkanıyla konuşurken durmaz, protokol kurallarına aykırıdır, ben durdum. Soru; ‘Bu politikacı bunları neden yapıyor?’ (‘İYİ Parti’nin adayı Ekrem İmamoğlu tartışmanın devamı mıydı?’ dedikten sonra) Bunların hepsi saçmalık, aptallık. Sonuç geri zekalılıktır.

Fırsatçı, kaba, saygısız, içişlerine karışan biriydim ama tam tersine bir lidere çok yakın çalıştım, ne yapardık? Sayın Kılıçdaroğlu’nun Almanya’ya gitmesinde bir sakınca yok. Kılıçdaroğlu Bey’in yanındaki muhteremler, yanımda arkadaşları olsa, olmasalar beni ararlardı. Ben üst kata çıktığımda 15 Temmuz’da Hande Fırat Bey ve Erdoğan Bey yaptı, yoksa benim telefonumda bu mekanizma kurulacaktı. Kılıçdaroğlu Bey beni arardı, halka gösterirdim. . Ne olurdu? Personel istihbaratı bunu anlamlandırıyor. Sonuç alamadınız, sonra yaşananlar kabalık, fırsatçılık, saygısızlık ve içişlerine karışmaktı. Bu nedenle hep UYGUN Parti üzerinden analiz yapmak yerine bu anlamda birçok şeye dikkat ediyoruz. Benim endişem; Burada biriken öfken, yarın buradaki kendini beğenmişliğin kaybolursa o bitmeyen rövanşı ortaya çıkarmayacaktır. AK Partili kardeşlerim oylarınızı istiyoruz lütfen bize oy verin de bu ucube sisteme son verelim. Öte yandan Türkiye nefes alsın.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu